Topluluğumuzun bir parçası olmak için hemen ücretsiz hesabını oluştur! Giriş yaptığında, kendi konularını ve gönderilerini ekleyerek siteye katkıda bulunabilir, ayrıca özel gelen kutun aracılığıyla diğer üyelerle bağlantı kurabilirsin. 📌
Güncel olmayan bir tarayıcı kullanıyorsunuz. Bu web sitesini veya diğer web sitelerini doğru şekilde göstermeyebilir. Yükseltmeli veya bir alternatif tarayıcı kullanmalısınız..
Saksı altlığı kullanımı, bitki bakımında genellikle ihmal edilen ama bir o kadar da önemli bir detay. Düşünsene, bitkinin altına koyduğun o küçük tabak, aslında bitkinin sağlığı için ne kadar büyük bir fark yaratabilir. Birçoğumuz saksı altlığını sadece su taşmalarını önlemek için kullanıyoruz...
Küçük bir alanda büyük hayaller... Bahçeye adım attığınızda, 10 metrekarelik bir alanın size neler sunabileceğini hiç düşündünüz mü? "Bu kadar küçük bir yerden ne çıkar ki?" diyenler, bir kez daha düşünsün. Doğa, sabırlı ve kararlı olduğunuzda size en güzel sürprizlerini sunar. Toprakla haşır...
Balkon bahçeciliğiyle ilgilenenler için en temel meselelerden biri, toprağın ne olacağıdır. Ah, o toprağın kokusunu burnuna çekerken, hangi karışımı kullanacağına karar vermek bazen insanı uykusuz bırakır. Hazır torf mu, çiftlik gübresi mi? Kafanda deli sorular... Bu işin püf noktası ne, biliyor...
Balkonda sebze yetiştirmek, doğanın küçük bir parçasını evinize taşımanın en tatlı yollarından biri. Evet, bu belki de şehir yaşamının en doğal kaçışı. Başlangıçta zor gibi görünebilir ama emin olun, bu işin de bir püf noktası var. Peki, hangi sebzelerle başlamalı? İşte balkonda yetiştirmeye en...
Toprağın derinliklerinde bir yolculuğa çıkmak, öyle her yiğidin harcı değil. Hele ki, avuçlarınızda bir el burgusu veya bel varken. Hangisi daha az yorar, dersiniz? İkisi de öyle bir iş ki, insanın içine dert olur. Ama işte, toprağı nefes aldırmak için bu çileyi çekmek şart.
El burgusu, adeta...
Bazen insan balkona bir çıkar, şöyle bir nefes almak ister. Ama o da ne? Minik sinekler etrafımızda uçuşmaya başlamış bile. Ne yapmalı? İşte tam burada sarı yapışkan tuzaklar devreye giriyor.
Bu sineklerin peşini bırakmadığını fark ettim. Hani, sanki bilerek rahatsız ediyorlar. Birkaç arkadaşım...
Balkonumda yetiştirdiğim patlıcanlarla aramda özel bir bağ var. Onlar büyüyüp de mor renkleriyle parlamaya başladığında içimde bir mutluluk dalgası esiyor. Kendi ellerimle yetiştirdiğim bu patlıcanlar, kışın kahvaltılarımın yıldızı olan közleme sosun ana malzemesi. Şimdi düşünüyorum da, her şey...
Balkabağı sezonu gelip çatınca, bir telaş alır beni. Sapını koparırsam, çürür mü dersiniz? İçimden bir ses, "Aman yapma!" diyor. Sapı, balkabağının hayat kaynağı. Bunu unutmak, büyük hata olur.
Hasat zamanı, benim için bir tören gibi. Balkabağını elime alıp tarttığımda, ağırlığını hissetmek...
Bir sabah uyandım ve balkonuma çıktım. Hava mis gibi, ama bir şey eksik... Kokular! Evet, evet, o muhteşem kokular. İşte o an dedim ki, "Balkonumu neden küçük bir cennet bahçesine çevirmeyeyim?" Aromatik bitkilerle dolu bir balkon, hayat kalitemi nasıl da artırırdı. Peki ama hangi bitkiler?
İlk...
Hidroponik tarım, suyun kullanımı konusunda devrim niteliğinde bir yenilik olsa da, bu sistemin atık su tahliyesi genellikle göz ardı edilen bir mesele. Peki, bu atık sularla ne yapıyoruz? Doğaya zarar vermeden, bu suları nasıl bertaraf edebiliriz? İşte, kafa yormamız gereken önemli bir konu...
Hadi gelin, biraz toprağa, suya ve köklerin derinliklerine inelim. Bitki yetiştirmek aslında bir sanat. Hele tohumdan fideye giden o yolculuk... İşte orada suyun pH değeri devreye giriyor. Peki, bu pH meselesi neyin nesi? Hani şu kimya derslerinde bahsedilen şey... İşte o!
Su, bitkiler için...
Toprak dediğimizde aklımıza gelen ilk şey, bereket ve yaşam kaynağıdır. Ancak kimyasal gübrelerin uzun vadede toprağa verdiği zararlar, bu yaşam kaynağını tehdit eder hale geldi. Özellikle tuz birikimi, toprak yapısını yavaş yavaş bozarak, hem çiftçiyi hem de tüketiciyi düşündürüyor...
Bir zamanlar Anadolu topraklarının bereketli kucağında filizlenen yerli sebzeler, bugünlerde sessiz bir çığlık atıyor. Unutulmuş, köy köy dolaşarak elden ele geçen tohumlar, eski zamanların derin izlerini taşıyor. Düşünsenize, her bir tohumun ardında kaç kuşak insanın emeği var, ne hikayeler...
Geçmiş zamanlarda, bir bahçenin ortasında yalnız başına oturmuş, bitkilerin sessizce nefes alışverişini dinleyen bir bahçıvan vardı. Bu bahçıvan, bitkilerin de tıpkı insanlar gibi hastalanabileceğini düşünür, onlara şifa olsun diye türlü yöntemler denerdi. İşte o günlerden birinde, elinde bir...
Mini el çapaları ve kürekleri denince aklınıza ne geliyor? Bahçe işleriyle haşır neşir olanlar için bu ikili, belki de en iyi dostlardan biri. Bazen bir fidan dikerken, bazen de küçük bir sebze bahçesi oluştururken bu aletler adeta bir sihirbazın asası gibi iş görüyor. Hele ki dar alanlarda...
Ah be, tohum ektim, bekledim, bekledim ama sanki hiç çimlenmeye niyetleri yok. Sen de böyle mi oldun? Kimi tohumlar var, öyle nazlı ki, bekle Allah bekle. Hani diyorum, acaba onlara biraz daha şefkat mi göstermek lazım? Ama bir yandan da sanki "hadi canım, büyüsenize artık" diyesi geliyor...
Bazen insanın kökleriyle vedalaşması gerekir. Fideler de böyle işte. Ufak bir saksıda dünyaya gözlerini açtıktan sonra, geniş topraklara yayılmak için yola çıkarlar. Şaşırtma işlemi, o ilk adımın atıldığı an. Fideyi alıp yeni yerine taşımak, minik bir kök sarsıntısı yaşatmak ama sonra da onu...
Bir yaz günü, bahçesinde dolanan Mehmet Amca'nın elinde eski bir budama makası vardı. Bu makas, yıllardır onun sadık dostu olmuş, bahçesindeki güllerin, çalıların şekillenmesine yardımcı olmuştu. Ancak, Mehmet Amca'nın makası artık keskinliğini yitirmişti. Düşünmeden edemedi: "Acaba bu makası...
Toprakla uğraşan bilir, her şeyin doğal olanı bir başka güzel. Şimdi, eskiden büyüklerimizin kullandığı yöntemleri hatırlamak gerek. Kavak külünde sebze saklama, işte o unutulmaz yöntemlerden biri. Çocukken köyde yaşarken, kavak ağaçlarının altına gömülü sebze kasalarını bulduğumuzda ne kadar...
Toprağa dokunmanın verdiği huzur bir başka. Saksıda domates yetiştirme serüveni, işte tam da bu huzuru sunuyor. Bazen düşünüyorum, neden insanlar doğaya dönmekte bu kadar geç kaldı? İnsanın ruhunu dinlendiren bu uğraş, sadece toprakla haşır neşir olmak değil, bir nevi kendini bulmak aslında...