Ayşenur Kurt
Fide
Puanları
1
Çözümler
0
- #1
Konu Sahibi
: Ayşenur Kurt
Toprakla uğraşan bilir, her şeyin doğal olanı bir başka güzel. Şimdi, eskiden büyüklerimizin kullandığı yöntemleri hatırlamak gerek. Kavak külünde sebze saklama, işte o unutulmaz yöntemlerden biri. Çocukken köyde yaşarken, kavak ağaçlarının altına gömülü sebze kasalarını bulduğumuzda ne kadar şaşırırdık. O zamanlar bu işin bu kadar büyülü olduğunu bilemezdik. Peki, neden kavak külü derseniz, çünkü o kül, sebzeleri hem havadan hem de haşerattan korur. İşin sırrı burada yatıyor, vallahi billahi.
Kül deyip de geçmemek lazım. Kavak külü, nemi emme kapasitesi sayesinde sebzelerin bozulmasını önler. Bizim oralarda, külü önce güzelce eler, sonra da sebzelerin üzerine sereriz. İşte o zaman sebzeler aylarca tazecik kalır. Hele bir de serin bir yere koyarsanız, tadından yenmez. Bakın, bu yöntem öyle bir yöntem ki, modern buzdolaplarına taş çıkartır. Doğal olan, en güzeli değil mi zaten?
Her şeyin doğalı güzel dedik ya, işte kavak külü de aslında bir geri dönüşüm hikâyesi. Kavak ağaçlarının yaprakları dökülür, dalları budanır, sonra da bu dallar kışın sobada yakılır. İşte bu yanmış dalların külleridir sebzelerimizi saklayan. Bir nevi doğanın döngüsü. Biz de bu döngüye bir katkı sağlıyoruz. Külün içine gömdüğümüz patates, soğan, havuç... Hepsi de taptaze kalıyor. Böyle bir nimeti kim istemez ki, değil mi?
Şimdi, bazıları diyecek ki, "Abi ya, bu zamanda kim uğraşır külle filan?" Evet, belki kolay değil ama değerini bilen için paha biçilemez. Üstelik, doğaya zarar vermeden, doğal yollarla sebze saklamış oluyorsunuz. Kül, bir yandan korur, bir yandan da toprağa karıştığında besin olur. Yani, her açıdan kazançlı bir iş. Modern dünyada, böyle küçük şeyler bile insanı mutlu etmeye yetiyor.