Doğasever
Fide
Puanları
1
Çözümler
0
Budama işine girişmek, biraz cesaret ister doğrusu. Hele söz konusu olan üzüm asmalarıysa, insanın eli daha bir titrer. Ama azimle, biraz da sevgiyle yaklaşınca, aslında işin o kadar da karmaşık olmadığını fark edersin. Üzüm asması, nazlı bir çiçek gibi hassas olabilir. Ama doğru kesimi yaptın mı, sana mis gibi üzüm salkımlarıyla geri döner. Bu işin bir matematiği var mıdır, dersen, var aslında. Ama matematiği unuttuk diyelim, biraz da içgüdüyle hareket etmek lazım.
Şöyle bir düşündüğünde, üzüm asması budamanın en önemli kısmı, aslında ilk adımı atmaktır. Kışın o sert soğukları biraz yumuşadı mı, budama vakti gelmiştir. Ocak sonu, Şubat başı gibi... "Ne zaman budamalıyım?" diye sormak istersen, zamanlama işin yarısıdır derim. Asmanın yaprakları döküldüğünde, dallar iyice görünür hale gelir. İşte o zaman, budama makasını almanın tam vaktidir.
Asmanın dallarını keserken, insanın içi cız eder mi? Evet, eder. Ama unutma, bu bir nevi asmaya hayat vermek demek. Budama sırasında, eski ve zayıf dallardan kurtulmak gerek. Çünkü onlar, yeni ve sağlıklı dalların çıkmasını engeller. Eski dalları kesip attıkça, asmanın canlandığını hissedersin. Bu süreç, belki biraz acımasız gibi görünür ama aslında... Tam tersi, asmanın yeniden doğuşu gibidir. Her şeyde olduğu gibi, üzüm asmasında da yenilenmek önemlidir.
Kimi zaman da, "Bu kadar dalı kesmek doğru mu?" diye düşünebilirsin. Ama unutma, az dal demek, daha güçlü bir asma demek. Az ama öz... İşte bu yüzden, her dalı kontrol edip öyle kesmek lazım. Asmanın yapısını iyi tanıyıp, hangi dalın kalması gerektiğini kestirebiliyorsan çok şanslısın. Öyle ki, bazı dallar vardır ki, köküne kadar gitmek gerek. Kimi dallar ise, sadece uçlarından biraz kesilerek daha iyi hale gelir. O ince dengeyi tutturmak işin sırrı...
Budama işlemi, zamanla daha da keyifli hale gelir. İlk başlarda biraz çekingen olunsa da, zamanla el alışır. O yüzden, bir iki sefer denemek, asmanın dilinden anlamak açısından önemlidir. Yanlış yapsan da, üzülme. Doğanın bir güzelliği de burada yatar; o kendini onarır. Sen yeter ki, dikkatli ol ve asmanın ne istediğini iyi anla. İşte o zaman, üzüm asmaları sana cömertçe meyvelerini sunar. Tıpkı zamana yayılan bir dostluk gibi...
Şöyle bir düşündüğünde, üzüm asması budamanın en önemli kısmı, aslında ilk adımı atmaktır. Kışın o sert soğukları biraz yumuşadı mı, budama vakti gelmiştir. Ocak sonu, Şubat başı gibi... "Ne zaman budamalıyım?" diye sormak istersen, zamanlama işin yarısıdır derim. Asmanın yaprakları döküldüğünde, dallar iyice görünür hale gelir. İşte o zaman, budama makasını almanın tam vaktidir.
Asmanın dallarını keserken, insanın içi cız eder mi? Evet, eder. Ama unutma, bu bir nevi asmaya hayat vermek demek. Budama sırasında, eski ve zayıf dallardan kurtulmak gerek. Çünkü onlar, yeni ve sağlıklı dalların çıkmasını engeller. Eski dalları kesip attıkça, asmanın canlandığını hissedersin. Bu süreç, belki biraz acımasız gibi görünür ama aslında... Tam tersi, asmanın yeniden doğuşu gibidir. Her şeyde olduğu gibi, üzüm asmasında da yenilenmek önemlidir.
Kimi zaman da, "Bu kadar dalı kesmek doğru mu?" diye düşünebilirsin. Ama unutma, az dal demek, daha güçlü bir asma demek. Az ama öz... İşte bu yüzden, her dalı kontrol edip öyle kesmek lazım. Asmanın yapısını iyi tanıyıp, hangi dalın kalması gerektiğini kestirebiliyorsan çok şanslısın. Öyle ki, bazı dallar vardır ki, köküne kadar gitmek gerek. Kimi dallar ise, sadece uçlarından biraz kesilerek daha iyi hale gelir. O ince dengeyi tutturmak işin sırrı...
Budama işlemi, zamanla daha da keyifli hale gelir. İlk başlarda biraz çekingen olunsa da, zamanla el alışır. O yüzden, bir iki sefer denemek, asmanın dilinden anlamak açısından önemlidir. Yanlış yapsan da, üzülme. Doğanın bir güzelliği de burada yatar; o kendini onarır. Sen yeter ki, dikkatli ol ve asmanın ne istediğini iyi anla. İşte o zaman, üzüm asmaları sana cömertçe meyvelerini sunar. Tıpkı zamana yayılan bir dostluk gibi...