Topluluğumuzun bir parçası olmak için hemen ücretsiz hesabını oluştur! Giriş yaptığında, kendi konularını ve gönderilerini ekleyerek siteye katkıda bulunabilir, ayrıca özel gelen kutun aracılığıyla diğer üyelerle bağlantı kurabilirsin. 📌
Güncel olmayan bir tarayıcı kullanıyorsunuz. Bu web sitesini veya diğer web sitelerini doğru şekilde göstermeyebilir. Yükseltmeli veya bir alternatif tarayıcı kullanmalısınız..
Bir zamanlar, şehirlerin göbeğinde yeşilin sadece parklarla sınırlı olduğu günler vardı. Oysaki şimdi, gökdelenlerin arasında yükselen dikey tarım alanları var. Ne ilginç değil mi? İnsan bu devasa binaların arasında nasıl olur da taze sebze ve meyve yetişir diye düşünmeden edemiyor. Dikey...
Bir zamanlar Anadolu'nun bereketli topraklarında bir köy vardı. Bu köyde, yaz ayları geldi mi, herkesin aklına tek bir şey gelirdi: Sırık domatesler. Evet, şu uzun boylu, narin gövdeli, kışkırtıcı kırmızı meyvelerini güneşe doğru uzatan o domatesler. Her sene köylüler, bu domatesleri nasıl daha...
Bir yaz günü, bahçede hafif bir esinti eşliğinde yürüyorsunuz. Geçen yıl ektiğiniz domateslerin olgunlaştığını görmek kadar güzel bir şey var mı? O an, gelecek yıl da aynı lezzeti tatmak istediğinizi fark ediyorsunuz. İşte o zaman aklınıza şu soru geliyor: En kaliteli tohumları nasıl...
Hani bazen düşünürsünüz ya, şu şehir hayatının keşmekeşinde biraz toprak kokusu alsam, biraz doğaya dokunsam diye... İşte tam da böyle bir günde, balkonda oturmuş çayımı yudumlarken aklıma geldi: "Burada, bu küçücük alanda, doğanın mucizelerini yaratabilir miyim?" dedim kendi kendime. Sonra...
Bir gün bahçede dolaşırken yaprakların üzerinde minik beyaz yaratıklar gördünüz mü? İşte o an beyninizden bir şimşek çakar gibi geçer: Beyaz sinekler! Bu küçük ama zararlı böcekler, bitkilerinize zarar vermeden hemen harekete geçmek gerekir. Peki, çözüm nedir? Arap sabunu ve alkol karışımı...
Balkonumda duran o küçük, beyaz kova; aslında bir çöp kutusu değil, bir mucize kutusu. İnanır mısınız, içinde mutfağımın artıkları, o lokantalarda kalan tabaklardaki son lokmalar, birer hazineye dönüşüyor. Yani, Bokashi Kompostu yapıyorum! Evet, evimin içinde. Nasıl mı? Hadi anlatayım biraz...
Hidroponik tarım, günümüzde giderek daha fazla kişinin ilgisini çeken bir konu. İlk kez bu alana adım atan birine sorsanız, "Besin eriyiklerini hazır mı almalı, yoksa evde mi yapmalı?" diye bir ikilem yaşar. İşte bu sorunun cevabı, aslında sizin ne kadar maceraperest olduğunuza bağlı. Hazır...
Bir sabah, pencerenin önünde durup dışarıyı seyrederken, birden aklıma geldi. Neden burada, bu küçük alanda bir bahçe yaratmıyordum ki? Hep duyardım, "Toprağa dokunmak insanı rahatlatır," derler. İşte o an, hayalimdeki pencere önü bahçesinin tohumları atıldı. O sırada mevsim bahara dönüyordu...
Bir sabah kahvaltı masasında otururken aklıma düştü bu topraksız tarım işi. Hani şu hep duyduğumuz, ama bir türlü tam anlamıyla ne olduğunu kavrayamadığımız mesele. Dedim ki kendi kendime, "Acaba evde yapılır mı bu iş? Hem de cebimizi yakmadan!" Elbette yapılır, ama biraz araştırmak biraz da...
Benim de çevremde bu yanlış bilgiyi duyan çok kişi var. Onlara sıklıkla ata tohumlarının ekiminin yasak olmadığını, sadece satışının bazı düzenlemelere tabi olduğunu anlatıyorum. Kendi bahçemde yıllardır yerli tohumlar ekiyorum ve bugüne kadar bir sorun yaşamadım. En uzun süreli tecrübem...
Bu konuda karar vermek gerçekten zor olabilir çünkü her iki sistemin de kendine özgü avantajları var. NFT sistemi, özellikle su tüketimi ve besin kontrolü açısından oldukça verimli. Ancak, başlangıç maliyeti biraz daha yüksek olabilir ve sistemin sürekli izlenmesi gerekiyor. Kokopit ise daha...